8th Annual Collage & Mixed Media Media Juried Online International Art Exhibition
(8. geleneksel jürili kolaj ve karışık ortam online uluslararası sanat sergisi)
JÜRİ DEĞERLENDİRME SONUCU:
Türkiye-İzmir-Karşıyaka’dan Havva Marta ayrıntılara hükmedici bir şekilde çalışmakta. The turn (Devinim) adlı eserinde diğer dairesel elementlerle birlikte döngüsel hareket halindeki balık sürüsü, dönme ritmiyle oldukça iyi bir uyum sağlamakta.


9th Annual Contemporary Art Juried Online International Art Exhibition
(9. geleneksel jürili , online, çağdaş sanat uluslar arası sanat sergisi)
JÜRİ DEĞERLENDİRME SONUCU:
Türkiye-İzmir-Karşıyaka’dan Havva Marta’nın numaralandırılmış başlıklara sahip çok desenli dokusal bir çok çalışması vardır. Doku 6 ve Doku 7 adlı eserlerinde sıcak ve soğuk renklerin karmaşık ve zengin bir kontrast göstermektedir.

ULAŞILMAZLIKLARIN  VARIŞ NOKTASI
Öncelikli olarak duyguları nerede tuttuğumuza, nereye sığdırmaya çalıştığımıza, tinsel uzamın boyutuna ve belirsizliğin özgürlüğünü yakalayıp yakalayamadığımıza karar veremediğimiz andaki boşluklarda sanat yolculuğu başlar. Nereden geldiği belli olmayan bir esintinin yarattığı gizemli anlaşılmazlık anlama dönüşmek için kendine doğru çeker bizi. Ne olduğunu anlayamadığımız uzaydaki kara deliklerin bilinmezliklerinde yatan albeniliği andırır. Gözle görülmez arıtılmış su damlacıklarıymış gibi imgeleşir. Kimi zaman bir  kelebeğin kanadına yansır ışığın renk ayırımlarının yumakları; kimi zaman yapraklarda alkım, alkım damlacıklarda oluşacak gökkuşağını bekler avuçlarımızda.
Düşlemsel bir gerçekçiliğe varışın oluşumu elle tutulabilirle tutulmazlık arasındadır kimi zamanlar. Belki de bilinmezliklerden gelen bir uzlaşmaya doğru giden bir yolculuktur. Bilinen her nesneyi bilenin dışına taşırarak ona alışık olmadığımız yepyeni anlamlar yükleyen bir yabancılaşmanın alacalaşmasıyla karşılaşırız. Gerçeklerin arka yüzünde yatan tinsel duyarlılığın yarattığı kendi gerçeğimizin su yüzüne çıkmasıdır da denilebilir. Derin bir uykunun iç yapısından kopup gelen düşlemlerin güzelduyuyla buluşarak özü değişen nesnelliğin, yer değiştiren işlevselliğinde, bir çiçeğin binlerce yıllık açılma ediminin süresizliğe dönüştüğünü görebilirsiniz. Ne bir başlangıç ne  de bir son yoktur imgelemlerde. Yaşamın da sonsuzlaştığı görünmezliğin kat, kat yüzeye çıkışı, bizleri erinçleştirmeye, okşamaya, coşkularla sarmalamaya çalışır; Havva Marta’nın resimlerinde. Resimlerinde her noktada, her bakışta yeni bir dünya yaratırken güzelliklerin kolay elde edilemediği uzaklıkların, sonsuluğa giden sürekli devimimlerinin kıyılarına yaklaşırız. Burada çok iyi bilinmesi gereken şey, bunun bir ulaşılmazlıkların varış noktası olduğudur.
Çoğumuzun içine düştüğü yanıtsızlıklarda böylesi duygu birikimleri, yansımaları, dürtüye dönüştüren açılımları olabilir; yeter ki isan olalım. Büyük ve içinden çıkılmaz bir karmaşayı da yaşarız; ister istemez. Gerçeğin doğrudan anlatabilme gücünün bittiği yerdeki yetersizlik güzelliğe açılan yeni bir kapıya gereksinim duyar. Orada sanata uzanan gerçeğin katmanları belirir. İmgelemlerin varsıl gücüyle karşılaşırız. Sanatın dilini elimizi uzatsak yakalamaya yetecek sanırız. Oysa karşımıza çıkan yabancı bir dildir. En kısa boşluğun iki eli biribirine çarpmak denli yakın olduğunu sanılır. Oysa ona biraz yaklaşmışlıktan başka bir konumda değilizdir. Her fırça vuruşu aşılması gereken yeni sıradağlar çıkarır karşımıza. Her renk bir rengin yanına gelirken kavagaların, çatışmaların yaşandığı alanlarla boğuşmak zorunluluğu doğar. Sizi bir yere getiren duygularınızın yarattığı dile en güzel coşkuları, en güzel duyguları ve güzelliklerin en güzel renklerini kazandırmak istersiniz. Kullandığınız dil sanatın dili olma niteliğine uzlaşabilmişse karmaşıktaki boşlukta bir noktanın yer çekimini yakalamış olursunuz.
Havva Marta’yı imgesel bir düşlem gerçekçiliğine(Fantastik Gerçekçilik) oturtan oluşumların temelinde her sanat dili kullanmaya kalkıldığında olduğu gibi yaşadığı dış dünyayla kendi iç dünyasındaki kopukluğu giderme tasası yatar. O sanatsal bir kanalın içindedir. Ancak öylece var olduğunun bilincini taşıyacaktır. Bilenen nesnel dünyayla kendinde yansıyan insan gerçeğinin mutluluğunu kendindekilerini dışa yansıtarak paylaşmak istiyor. Mehmet Siyahkalem gibi doğa ve doğa dışı güçlerin bütünleşmesinin yaratıldığı, korku ve endişeleriyle birlikte içimizdeki doğaüstü güçlerle çok daha büyük bir gücü elde edeceğimizi simgeleyen imgelerden uzak kalamıyor Havva Marta. “Toprak, su, hava ve ateş” onun doğayı simgeye taşıdığı öğelerdir. Çalışmalarına çağdaş bir masal sıcaklığının kışın ninelerimizin anlattığı gibi kulaklarımıza dışarıdaki soğukları unutturan oksayışını katıyor. Her kuş birer “Zümrütanka”dır. Her çocuğun kafasında oluşan biribirinden ayrı ve biribirinden güzel Zümrütanka’lar gibi. Yerin yedi kat dibinden yeryüzünün aydınlğıına çıkıyor duygusuna kapılırsınız. “gak” deyince et; “guk” deyince su veriliyor sanarsınız resimlerinde. Devinimler, yeniden oluşan imgelere kucak açmış yaşamın renkleri ve biçimleriyle bambaşka bir dış yapıya dönüşerek yaşama sevincinin gücünü gösteren güzelliklerin oluşturduğu erincin bir tapınağı yaratılmak isteniyor. Her çalışmanın altında bu sanatı kavrayan bir gerçeğin yattığını anlamamak olanaksız.
Viyana’nın imgelemsel gerçekçiliğinin(Fantastik Realizm) çağımıza yansıyan izleriyle birlikte kendi kişiliğinin özgünlüğünü koyabilmeyi başarmıştır. Hundertwaaser bu bağlamda neler yapmak istemişse Havva Marta da o ilkelerle sanatsal anlatımı bulunduğu konumun olanakları oranında günümüzün değerlerinin içindeki bir yere taşımak istemiştir. Kendine özgü binbir gece masallarıyla da özdeşleşen çağdaş anlatım artık onun nereye gideceğini bilmeden izlediği bir coşkulu ve istediği kıvamda bir yoldur.  O kendi duygularının doğal yapısının kazandırdığı özellikllerin en kararlı yerine ulaşan bilinçaltı  devinimleriyle kendi özünün nerede olduğunu saptayabilmiş az sayıdaki insanlardandır. Bu onu ödün vermez bir kişiliğe götürmekle kalmayıp kararlarında da direnme gücünü de korumasını sağlamıştır. Ona onun istemediği bir şeyi yaptırmaya kalkışmak  da boşa çıkıyor. Yapıtlarını her şeyden önce alınır ve satılır olmanın üstünde tutuyor.  
Başı dik ve kararlılığı ister bilinçli isterse bilinçaltı etkilerle olsun o, sanatta da tutarlı olmaktan başka bir zorunluluğu düşünmemektedir. Yapay, kendinden olmayan diğer çözümlerin sanat için çözüm olmadığı inancıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Onun bu yaklaşın sanat için bir zorunluluktur. Sanatın ne istediğini anlayabilmenin ve sanatla barışık yaşamanın tek yolu bu. Sanatı oluşturan öğelerden, dengelerden, açılımlardan, kişiye özgü duygu ve coşkulardan uzaklaştıkça sanat da bu kişilerden uzaklaşır. Oysa Havva her gün sanata daha çok dokunduğunu duyumsayarak kendisiyle de barışık bir dünyada sanatı da birlikte götürüyor. Tüm varlığıyla sanatın içinde olmak ve orada yoz bir sanat anlayışından uzak kalmak istiyor. O kendince yapması gerekenleri saptamış, doğru bir seçim yapmıştır.
İki büyük tehlikeyle karşı karşır: Birincisi, çocuklar için resimlenen kitaplara yönelik bir gidiş. İkincisi, bizlerde süslemeye yönelik bir etki yaratma kuşkusu uyandırması. Hep böyle bir tasa burnumuizun ucunda duruyormuş gibi. Her resimde sürekli bu yakınlık ha biribirine değecek, ha değmeyecekmiş gibi büyük bir tedirginlik yaşarız. Bir türlü bu dediğimizin olmadığını görme devincini yaştır Havva Marta. Bir süre sonra Havva’nın benzer tasaların ortasında bilinçli bir yürümeyle köprüleri başarıyla geçtiğine tanık oluruz. En küçük bir adımda çok dar olan o köprüden düşeceğini bilir. Dünyanın bir çok imgesel gerçekçi sanatçılarının geçtiği bu köprülerden düşmemeyi baıını biliyoruz. Elbette bu sanata baksın doğruluğundan kaynaklanıyor.
Havva için resimde sanatı oluşturan her değeri sanatsal bir dille özüngünleştirerek ortaya çıkarmanın zorunluluğu kaçınılmazdır. Gerek renk uyum ve bütünlüğü, gerek derinliklerin dağılımı, gerek parçaların küçülerek bütünlüğü yitirmemesi, gerek açık koyuların dengeli dağılımları ve gerekse komposizyonun anlatıma en uygun duruma getirilerek  inceden inceye ele alınıp işlenmesi başarısının özünü oluşturmaktadır. Bir çalışmasını dört yanından ayrı ayrı bakmadan bitirdiği düşünülemez. Ayrıca da bir iki değil, kim bilir kaç kez ters çevirmelerle her yönden bakmıştır...
Kendi biçemini oluştururken onun kolaya değil, zorun en zoruna doğru gittiği görülüyor. O denli parçalara bölünmeler var ki onlarla bütünler oluşturarak derli toplu bir bakış açısı ve kolaylığı sağlamak gerçekten çok zor bir çalışmadır. Kendi özgün duyarlılgı her şeyi parçalamaya doğru götürüyor. Özgünlüğünün yattığı derinlikler orada. Derini daha derin yaparken onları parçalara ayırmak gerektiğinin yanına güzelduyu açısından da oluşturmak istediği dile de uyuyor. Bir yandan derinlikleri var olan boyutunun ötesine götürerek imgesel bir uzam yapısı kazandırıyor; diğer yandan da imgesel gerçekçiliğin anlatımını parçalarla renkler arasında oluşturduğu düşlemlerle sağlıyor. Bizler bunu kavradığımız anda Havva’nın korkulan tehlikeleri nasıl atlattığını da anlamış oluruz.
Ulaşılmazlıkların varış noktasını yakaladıktan sonra sanatla uğraşan bir çok kişinin karşılaştığı gibi Havva’nın da önünde bir çok zorluklar var. Her an kendini aşabilmek, yeni boyutlara varmak için  çok yorulmak gerekiyor. Zamanı olgunlaştırdıkça, içinde buluduğu arayış ve saptamalarıyla daha yeni, hep kendine özgü değerleri elde edeceği uzun bir yolculuğun sonunda çiçek açmış bahçeleri var olacaktır önünde.

            Sabahattin Şen


Havva Marta’nın İmgelemleri
Bugüne dek izlediğim ölçülerde Havva Marta fantastik gerçekçilik yolunda başarıyla ilerlerken onda şamanizmin de izlerini yakalayabiliyoruz. Bilinçli bir tavırla yaptıklarının nereden nereye gideceğini bilen kendi çevresinde olup bitenlere aldırmadan kendi özgünlüğüyle didişen, geldiği noktada özgünlüğünü yakalamasını başarabilen  bir insan. Resim sanatıyla uğraşanların tümünden beklediğimiz böylesi bir özgünlüğü yakaladığı için Havva Marta'yı kutlamamız gerekiyor. Salt resimle başbaşa ve kendisiyle resim arasına başka hiçbir yan etkiyi sokmayan bu değerli insanımız etiyle, tırnağıyla ve sanattan salt sanatı başarmaktan başka bir beklentisi, tasası olmayan bu insanın ve böyle çalışan sanatçıların sanattan geçinmeleri pek öyle olanaklı görünmüyor. Onlar sanata katkıda bulundukça  yoz beğenilerden uzaklaşarak sanatın çizdiği yolda ilerlerler; mutluluğu duyumsarlar. Havva Marta böyle bir başarının insanı.
Ben onu bir kez daha kutluyorum...
Sabahattin Şen


“Devinim” çalışmalarımın ana temasını oluşturuyor. Daire çemberi içinde başlangıç ve son aynı yerde birleşirler. Doğru ve eğri yolu bir ve aynıdır. Herakleitos’un “Her şey ancak karşıtların kavgasından doğar.” Sözü beni çok etkilemiştir.

Çalışmalarımda kullandığım simgeler; topak, su, hava ve ateşi anlatmakta ve bu dört unsuru kapsamaktadır. Fonda yer alan dokular, simgeler ise her nesnenin bir sistemdeki konumunda sabit kalmadığını, aynı zamanda varlık biçimini belirleyen süreçlerin tümünü bir döngü (devinim) içerisinde güneş ve ay sembolleriyle anlatır. Kontrast renklerin hem tamamlayıcı hem de karşıtlığıyla denge içinde dengesizliği kurgulamak ve hissettirmek amacım…
HAVVA MARTA

Sıla'ya özlemdir Marta Sanatı!!!
Beklemeye razıyım, ümidim olsun yeter” der bir şarkı.
“Bir şeyini yitiren bir şeyini, ümidini yitiren her şeyini yitirir” der bir söz.
“Ümidi beklemek ve sabırla hareket içinde devinim kazanmak işidir, balıkların çoskusu.” Der Marta tablosu.
Detaylar 

Sakla sabrı gelir zamanı...
Sanatçı, dış yapıtçıdır. Her nesnenin ya da varlığın karakteristik bir dış yapısı vardır. Özellikleri ve etkileri dokuyu oluşturur. İç yapının işlevsel niteliklerini dışa vuran etkidir doku ve doğanın yapısal özelliğidir.
Detaylar